Yabancılar hukuku, Türk vatandaşı olmayan kişilerin Türkiye’ye girişinden ülkede kalışına, çalışma hayatından yatırım işlemlerine, aile ilişkilerinden Türk vatandaşlığı başvurusuna kadar uzanan geniş bir hukuk alanıdır. İkamet izni reddi, sınır dışı etme kararı, Türkiye’ye giriş yasağı, tahdit kodu ve idari gözetim gibi işlemler de yabancılar hukukunun önemli konuları arasında yer alır.
Yabancının Türkiye’de karşılaşacağı hukuki süreç yalnızca vatandaşlığına göre belirlenmez. Türkiye’ye giriş şekli, pasaport ve vize durumu, ikamet amacı, aile bağları, çalışma statüsü, uluslararası koruma ihtiyacı ve hakkında daha önce alınmış idari kararlar birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle yabancılar hukuku dosyalarında standart bir başvuru yöntemi yerine kişinin mevcut durumuna uygun bir hukuki yol belirlenmesi gerekir.
Yabancılar hukuku; yabancı gerçek kişilerin Türkiye’de sahip olduğu hakları, yerine getirmesi gereken yükümlülükleri ve kamu makamlarıyla olan hukuki ilişkilerini düzenler. Bu alanın temelini göç, ikamet, çalışma, vatandaşlık ve milletlerarası özel hukuk kuralları oluşturur.
Yabancılar hukuku yalnızca ikamet izni başvurusundan ibaret değildir. Yabancının Türkiye’ye alınmaması, ülkeye giriş yasağı konulması, geri gönderme merkezine alınması, çalışma izninin iptal edilmesi, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de geçerli hâle getirilmesi veya Türkiye’deki mal varlığının mirasçılara devredilmesi de bu alan içinde değerlendirilir.
Aynı hukuki işlem, farklı statüdeki yabancılar bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Turistik amaçla Türkiye’de bulunan bir yabancı, çalışma izni sahibi bir kişi, Türk vatandaşıyla evli olan yabancı, uluslararası koruma başvuru sahibi veya geçici koruma kapsamındaki kişi aynı kurallara tabi değildir.
Hukuki değerlendirme yapılırken öncelikle şu bilgiler incelenmelidir:
Bu kayıtlar kontrol edilmeden yapılan yeni bir başvuru, mevcut ihlalin düzeltilmesini sağlamadığı gibi yabancının durumunu daha karmaşık hâle getirebilir.
| Hukuki Konu | Başlıca İşlemler | Yetkili Kurum veya Yargı Yolu |
|---|---|---|
| İkamet izni | İlk başvuru, uzatma, geçiş, ret ve iptal işlemleri | Göç İdaresi ve idare mahkemeleri |
| Sınır dışı ve giriş yasağı | Deport kararına dava, tahdit kodu ve giriş yasağı işlemleri | Valilik, Göç İdaresi ve idare mahkemeleri |
| İdari gözetim | Geri gönderme merkezi ve idari gözetime itiraz | Sulh ceza hâkimliği |
| Türk vatandaşlığı | Genel, evlilik, yatırım ve istisnai vatandaşlık başvuruları | Nüfus ve Vatandaşlık İşleri birimleri |
| Çalışma izni | İlk başvuru, uzatma, işveren değişikliği ve izin iptali | Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı |
| Gayrimenkul ve yatırım | Taşınmaz satın alma, tapu kontrolü ve yatırım vatandaşlığı | Tapu müdürlükleri ve ilgili kamu kurumları |
| Aile ve miras | Evlilik, boşanma, velayet, nafaka ve miras işlemleri | Nüfus birimleri ve adli mahkemeler |
| Uluslararası koruma | Başvuru, statü değerlendirmesi ve ret kararına itiraz | Göç İdaresi ve idari yargı |
Yabancıların Türkiye’ye girişte geçerli bir pasaport veya pasaport yerine geçen belge sunması gerekir. Yabancının vatandaşlığına göre vize alma zorunluluğu bulunabilir ya da belirli bir süre için vize muafiyeti uygulanabilir.
Vize, yabancıya Türkiye’ye kesin giriş hakkı vermez. Sınır kapısında yabancının seyahat belgesi, kalış amacı, maddi imkânları, giriş yasağı ve kamu düzeni bakımından durumu incelenebilir.
Vize süresinin sona ermesi veya vize muafiyetinin aşılması yasal kalış ihlali oluşturabilir. İhlalin süresi ve yabancının Türkiye’den çıkış yöntemi; idari para cezası, giriş yasağı ve sonraki vize başvuruları bakımından sonuç doğurabilir.
Türkiye’de vize veya vize muafiyetinin sağladığı süreden ya da doksan günden daha uzun süre kalmak isteyen yabancının, durumuna uygun bir ikamet iznine sahip olması gerekir.
İkamet izni başvurusunda yalnızca Türkiye’de kalma isteği yeterli değildir. Yabancının kalış amacını belgeleyebilmesi, geçerli bir adrese sahip olması ve başvurduğu izin türünün şartlarını karşılaması gerekir.
Kısa dönem ikamet izni; turistik amaç, Türkiye’de taşınmaz sahibi olma, ticari bağlantı kurma, bilimsel araştırma, Türkçe öğrenme veya tedavi gibi farklı gerekçelerle gündeme gelebilir.
Her başvuru gerekçesinin belge ve değerlendirme ölçütleri farklıdır. Örneğin taşınmaz sahipliğine dayalı başvuru ile turistik amaçlı başvuru aynı şekilde incelenmez.
Aile ikamet izni; Türk vatandaşının, ikamet izni sahibinin veya kanunda sayılan diğer destekleyicilerin yabancı eşi ve çocukları için düzenlenebilir.
Başvuruda evliliğin gerçekliği, aile birliğinin fiilen devam edip etmediği, adres, gelir, sağlık sigortası ve destekleyicinin hukuki statüsü incelenebilir. Yalnızca resmî nikâh belgesinin bulunması her dosyada tek başına yeterli olmayabilir.
Türkiye’de yükseköğretim kurumlarında öğrenim görecek yabancılar öğrenci ikamet iznine başvurabilir. Öğrencinin kayıt durumu, eğitim programı ve öğrenimin devam edip etmediği izin sürecinde önem taşır.
Öğrenci ikamet izni tek başına sınırsız çalışma hakkı vermez. Yabancı öğrencilerin çalışabilmesi için mevzuatta belirtilen şartlarla ayrıca çalışma izni alması gerekir.
Türkiye’de uzun süre kesintisiz ve yasal olarak ikamet eden yabancılar, diğer şartları da taşımaları hâlinde uzun dönem ikamet iznine başvurabilir.
Bu izin türünde ikamet süresi, sosyal yardım durumu, gelir, sağlık sigortası, kamu düzeni ve Türkiye dışında geçirilen süreler birlikte değerlendirilir.
Çocuğun yüksek yararı, yabancının Türkiye’den çıkışının makul veya mümkün olmaması, hakkında sınır dışı kararı bulunmasına rağmen gönderilememesi ya da olağanüstü durumların varlığı hâlinde insani ikamet izni gündeme gelebilir.
İnsani ikamet izni, diğer ikamet türlerindeki şartların eksik olduğu her durumda kullanılan genel bir çözüm değildir. Kanunda belirtilen özel koşulların bulunması gerekir.
İnsan ticareti mağduru olduğu veya olabileceği konusunda kuvvetli şüphe bulunan yabancılara, yaşadıklarının etkisinden uzaklaşabilmeleri ve yetkili makamlarla iş birliği yapıp yapmayacaklarına karar verebilmeleri amacıyla özel ikamet izni düzenlenebilir.
Bu süreçte yabancının güvenliği, barınması, sağlık hizmetlerine erişimi, psikolojik desteği ve hukuki yardım ihtiyacı birlikte ele alınmalıdır.
İkamet başvurularında istenen belgeler izin türüne ve yabancının durumuna göre değişir. Bununla birlikte dosyada genel olarak pasaport, biyometrik fotoğraf, adres belgesi, sağlık sigortası ve kalış amacını gösteren belgeler bulunur.
Yabancı ülkede düzenlenen doğum, evlilik, boşanma veya adli sicil belgelerinin Türkiye’de kullanılabilmesi için belgenin düzenlendiği ülkeye göre apostil, konsolosluk tasdiki ve Türkçe tercüme işlemleri gerekebilir.
Belgelerdeki ad, soyadı, doğum tarihi ve vatandaşlık bilgilerinin pasaportla uyumlu olması önemlidir. Farklı alfabeler nedeniyle oluşan yazım farklılıkları, aynı kişiye ait belgelerin birbiriyle eşleştirilmesini zorlaştırabilir.
İkamet izni başvurusunun reddedilmesi, mevcut iznin iptali veya uzatma başvurusunun kabul edilmemesi hâlinde karar gerekçesiyle birlikte yabancıya ya da temsilcisine tebliğ edilmelidir.
Ret kararından sonra öncelikle kararın hangi gerekçeye dayandığı incelenmelidir. Eksik belge, kalış amacının ikna edici bulunmaması, kamu düzeni değerlendirmesi veya adres sorunları farklı hukuki yollar gerektirebilir.
Karara karşı idari başvuru veya idare mahkemesinde iptal davası seçenekleri değerlendirilebilir. Başvurulacak yol ve süre, tebligatın içeriğine ve işlemin niteliğine göre gecikmeden belirlenmelidir.
İptal davası açılması, her durumda yabancının Türkiye’deki kalışını otomatik olarak yasal hâle getirmeyebilir. Yabancının dava devam ederken sahip olduğu kalış statüsü ayrıca kontrol edilmelidir.
Sınır dışı etme kararı, yabancının Türkiye’den çıkarılmasına yönelik idari işlemdir. Vize veya ikamet ihlali, çalışma izni olmadan çalışma, sahte belge kullanımı, kamu düzeni veya kamu güvenliği değerlendirmesi gibi nedenlerle sınır dışı süreci başlatılabilir.
Her yabancının durumu bireysel olarak incelenmelidir. Yabancının yalnızca belirli bir gruba dâhil olması, hakkında otomatik şekilde sınır dışı kararı uygulanması için yeterli olmamalıdır.
Yabancının Türkiye’deki aile bağları, çocuğunun durumu, sağlık sorunları, gönderileceği ülkede karşılaşacağı riskler ve uluslararası koruma ihtiyacı değerlendirmede dikkate alınmalıdır.
Sınır dışı etme kararı yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Yabancı, yasal temsilcisi ya da avukatı kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde yetkili idare mahkemesinde dava açabilir.
Dava açıldığının sınır dışı kararını veren makama bildirilmesi önemlidir. Yabancının rızası saklı kalmak üzere dava açma süresi içinde veya süresinde dava açılmışsa yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı işlemi kural olarak uygulanmaz.
Yedi günlük sürenin kısa olması nedeniyle kararın tebliğ tarihi, tebliğ yöntemi ve yabancının imzaladığı belgeler hemen kontrol edilmelidir.
Yabancının gönderileceği ülkede ölüm cezası, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele riski bulunması hâlinde geri gönderme yasağı gündeme gelir.
Ciddi sağlık sorunu bulunanlar, tedavisi devam edenler, insan ticareti mağdurları ve fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddet mağdurları bakımından da kanundaki özel koruma hükümleri değerlendirilmelidir.
Bu durumların varlığı mümkün olduğu ölçüde sağlık raporu, ülke bilgisi, şikâyet kaydı, aile belgesi veya diğer somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Hakkında sınır dışı kararı alınan bazı yabancılar, kaçma veya kaybolma riski, sahte belge kullanımı ya da kamu düzeniyle ilgili nedenlerle idari gözetim altına alınabilir ve geri gönderme merkezine sevk edilebilir.
İdari gözetim, ceza mahkûmiyeti değildir. Bununla birlikte yabancının özgürlüğünü sınırlandırdığı için kararın gerekçeli olması ve belirli aralıklarla değerlendirilmesi gerekir.
Geri gönderme merkezinde bulunan yabancının avukata, yasal temsilcisine ve yakınlarına erişebilmesi gerekir. Yabancıya kararın sonucu ve itiraz yolları hakkında anlayabileceği şekilde bilgi verilmesi önemlidir.
İdari gözetim altındaki yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı karara karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir. Başvuru idari gözetimi kendiliğinden durdurmaz.
İdari gözetim şartlarının sonradan ortadan kalkması veya değişmesi hâlinde yeniden başvuru yapılabilir. Yabancının sabit adresi, aile bağları, sağlık durumu ve kaçma riskinin bulunmadığını gösteren belgeler değerlendirmede önem taşıyabilir.
Her yabancının geri gönderme merkezinde tutulması zorunlu değildir. Kanuni şartları varsa belirli adreste ikamet, bildirimde bulunma, aile temelli geri dönüş, geri dönüş danışmanlığı veya elektronik izleme gibi idari gözetime alternatif yükümlülükler uygulanabilir.
Alternatif tedbirlerin yabancının kişisel durumu ve ölçülülük ilkesi dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Yükümlülüklere uyulmaması yeniden idari gözetim kararı alınmasına neden olabilir.
Türkiye’ye giriş yasağı; yasal kalış ihlali, sınır dışı etme kararı, kamu düzeni veya kamu güvenliği değerlendirmesi gibi gerekçelerle uygulanabilir.
Giriş yasağının süresi ve hukuki sonucu her dosyada aynı değildir. Yabancının ihlal süresi, kendi isteğiyle çıkış yapıp yapmadığı, para cezasını ödeyip ödemediği ve hakkında sınır dışı kararı bulunup bulunmadığı dikkate alınabilir.
Giriş yasağı bulunan yabancı hakkında idari başvuru, iptal davası veya uygun durumlarda özel amaçlı vize seçenekleri değerlendirilebilir. Ancak vize başvurusu yapılması giriş yasağını kendiliğinden kaldırmaz.
Tahdit kodları, yabancılarla ilgili idari kayıtların belirli nedenlerle işaretlenmesi amacıyla kullanılabilir. Kodun niteliğine göre yabancının Türkiye’ye girişi engellenebilir, belirli incelemeler yapılabilir veya başvurusu özel değerlendirmeye alınabilir.
Tahdit kodunun kaldırılması için öncelikle kodun hukuki dayanağı ve hangi olay nedeniyle konulduğu belirlenmelidir. Yanlış kişi kaydı, isim benzerliği, kapanmış ceza soruşturması veya güncelliğini kaybetmiş bilgi gibi nedenlerle hatalı kayıt oluşması mümkündür.
Bazı tahdit kodları idari başvuruyla düzeltilebilirken bazıları için idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekebilir.
Yabancılar hukuku kapsamında değerlendirilen önemli alanlardan biri Türk vatandaşlığının kazanılmasıdır. Vatandaşlık başvurusunun yöntemi, kişinin aile ilişkisine, ikamet geçmişine, yatırımına veya diğer özel koşullarına göre belirlenir.
Başlıca vatandaşlık kazanma yolları şunlardır:
Başvuru şartlarının yerine getirilmesi vatandaşlığın mutlaka kazanılacağı anlamına gelmez. Yetkili makamlar millî güvenlik, kamu düzeni, belge doğruluğu ve başvuru yöntemine özgü diğer şartlar bakımından inceleme yapabilir.
Genel yolla vatandaşlık başvurusunda Türkiye’de belirli süre ikamet, Türkiye’ye yerleşme iradesi, yeterli Türkçe bilgisi, gelir veya meslek, iyi ahlak ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel bulunmaması gibi koşullar değerlendirilir.
Türkiye’de geçirilen her süre vatandaşlık hesabında aynı şekilde kabul edilmeyebilir. İkamet türü, yurt dışında geçirilen süreler ve kalış amacının yerleşme iradesiyle uyumu ayrıca incelenir.
Bir Türk vatandaşıyla evlenmek, yabancı eşe doğrudan vatandaşlık kazandırmaz. Kanuni evlilik süresinin tamamlanması, evliliğin devam etmesi, aile birliği içinde yaşama ve evlilikle bağdaşmayan bir faaliyette bulunmama şartları araştırılır.
Evliliğin yalnızca vatandaşlık elde etmek amacıyla yapıldığına ilişkin şüphe oluşması hâlinde eşlerle görüşme yapılabilir ve aile hayatına ilişkin kayıtlar incelenebilir.
Yatırım yoluyla vatandaşlıkta mevzuatta belirtilen yatırım türlerinden birinin şartlara uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Gayrimenkul satın alma, sermaye yatırımı, banka mevduatı veya diğer yatırım araçları farklı kurumlar tarafından incelenir.
Gayrimenkul yoluyla başvuruda taşınmazın değeri, satıcısı, banka ödemeleri, döviz işlemleri, tapu kayıtları ve satmama taahhüdü birlikte kontrol edilir. Yatırımın yapılmış olması tek başına vatandaşlığın kesin olarak kazanılmasını sağlamaz.
Yabancının Türkiye’de çalışmaya başlamadan önce geçerli çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti bulunmalıdır. İkamet izni, iş sözleşmesi veya şirket ortaklığı tek başına çalışma hakkı vermez.
Çalışma izni başvuruları genel olarak e-İzin sistemi üzerinden yürütülür. Türkiye’de uygun ikamet izni bulunan yabancılar için yurt içi başvuru, diğer durumlarda ise Türk dış temsilciliği üzerinden başlayan yurt dışı başvuru yolu kullanılabilir.
Çalışma izinleri süreli, süresiz veya bağımsız olarak düzenlenebilir. Belirli bir işverene bağlı çalışma izniyle başka bir işveren yanında çalışılamaz. İşveren değişikliğinde yeni izin başvurusu yapılmalıdır.
Çalışma izni olmadan çalışan yabancı ile onu çalıştıran işveren hakkında idari para cezası uygulanabilir. İzinsiz çalışma, yabancı hakkında sınır dışı değerlendirmesi yapılmasına da neden olabilir.
Yabancı çalışanlar; ücret, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, sosyal güvenlik, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve işe iade gibi temel iş hukuku haklarından yararlanabilir.
Çalışma izninin sona ermesi veya işveren tarafından iptal işlemi yapılması, daha önce doğmuş işçilik alacaklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ücret ve tazminat uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması gerekebilir. İş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ise farklı kurallara tabidir.
Yabancı gerçek kişiler, Tapu Kanunu’nda belirlenen ülke, bölge, yüzölçümü ve güvenlik sınırlamalarına uymak şartıyla Türkiye’de taşınmaz satın alabilir.
Taşınmaz satın almak için her durumda ikamet izni sahibi olma şartı bulunmaz. Ancak yabancının vatandaşlığı, taşınmazın bulunduğu bölge ve taşınmazın niteliği edinim bakımından önem taşıyabilir.
Satın alma öncesinde şu kayıtların kontrol edilmesi gerekir:
Yatırım yoluyla vatandaşlık amacıyla yapılan alımlarda standart taşınmaz kontrolüne ek olarak değerleme, ödeme ve önceki devir kayıtları da incelenmelidir.
Yabancıların Türkiye’de evlenebilmesi için evlenme ehliyetini ve medeni durumunu gösteren belgeleri sunması gerekir. Belgelerin şekli, yabancının vatandaşlığına ve düzenlendiği ülkeye göre değişebilir.
Yabancı ülke belgelerinin apostilli veya konsolosluk onaylı olması ve Türkçe tercümelerinin hazırlanması gerekebilir. Belgelerdeki isim ve doğum bilgileri pasaportla uyumlu olmalıdır.
Taraflardan birinin yabancı olması boşanma davasında hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olduğu sorularını gündeme getirir.
Eşlerin vatandaşlıkları, ortak mutat meskenleri ve Türkiye’de yaşayıp yaşamadıkları dikkate alınarak uygulanacak hukuk belirlenir. Velayet ve çocukla kişisel ilişki kararlarında çocuğun üstün yararı temel ölçütlerden biridir.
Yurt dışında verilen boşanma, velayet veya nafaka kararlarının Türkiye’de hukuki sonuç doğurması için kararın niteliğine göre tanıma veya tenfiz işlemi gerekebilir.
Yabancı kişilerin Türkiye’de mirasçı olması mümkündür. Miras bırakanın vatandaşlığı, son yerleşim yeri, mal varlığının niteliği ve taşınmazların bulunduğu ülke uygulanacak hukukun belirlenmesinde etkili olabilir.
Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukukunun emredici hükümleri ve yabancıların taşınmaz edinmesine ilişkin sınırlamalar birlikte değerlendirilir.
Yabancı mirasçının Türkiye’de veraset ilamı alması, yabancı ölüm ve nüfus belgelerini sunması, vergi işlemlerini tamamlaması ve taşınmazı tapuda adına tescil ettirmesi gerekebilir.
Yabancı bir mahkeme tarafından verilen karar, Türkiye’de her durumda kendiliğinden hüküm ve icra sonucu doğurmaz.
Yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisi doğurması için tanıma; kararın icra edilebilmesi için ise tenfiz talep edilmesi gerekebilir.
Tanıma ve tenfiz davalarında yabancı kararın kesinleşmiş olması, savunma hakkına uyulması, Türk kamu düzenine açıkça aykırılık bulunmaması ve diğer kanuni şartlar değerlendirilir.
Menşe ülkesine dönmesi hâlinde zulüm, ölüm cezası, işkence, insanlık dışı muamele veya ciddi zarar riskiyle karşılaşacağını ileri süren yabancılar uluslararası koruma başvurusu yapabilir.
Türkiye’de uluslararası koruma statüleri mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma olarak düzenlenmiştir. Başvurunun sonucu yabancının kişisel durumu, ülke bilgileri ve sunduğu beyan ile deliller üzerinden değerlendirilir.
Uluslararası koruma başvurusu yalnızca Türkiye’de ikamet etmek veya çalışma izni almak için kullanılabilecek sıradan bir başvuru yöntemi değildir. Başvurunun gerçek bir koruma ihtiyacına dayanması gerekir.
Geçici koruma ile bireysel uluslararası koruma başvurusu farklı hukuki statülerdir. Geçici koruma, kitlesel olarak Türkiye’ye gelen ve ülkesine dönemeyen belirli yabancı grupları için uygulanan özel bir koruma sistemidir.
Geçici koruma kimlik belgesi, ikamet izni veya Türk vatandaşlığı belgesi değildir. Çalışma, şehir değişikliği, adres kaydı ve sağlık hizmetleri özel düzenlemelere tabi olabilir.
Yabancılar hukukunda birçok başvuru ve dava süresi kararın tebliğiyle başlar. Yabancının tebligatı anlamadan imzalaması, kararın içeriğini öğrenmediği anlamına gelmeyebilir.
Özellikle sınır dışı kararındaki yedi günlük dava süresi nedeniyle tebligat belgeleri aynı gün incelenmelidir. İkamet, vatandaşlık, çalışma izni ve tahdit kodu işlemlerinde de başvuru süreleri geciktirilmemelidir.
Tebligatın yabancıya hangi tarihte, hangi dilde ve hangi yöntemle yapıldığı; davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Yabancılar hukuku avukatı, yabancının mevcut hukuki statüsünü inceleyerek başvuru veya dava yolunun belirlenmesine yardımcı olur. Hukuki desteğin temel amacı yalnızca form doldurmak değil, dosyanın risklerini önceden tespit etmek ve hak kaybı doğurabilecek işlemleri engellemektir.
Hukuki destek sağlanabilecek başlıca konular şunlardır:
Avukat aracılığıyla başvuru yapılması işlemin olumlu sonuçlanacağını garanti etmez. Başvuru veya dava sonucu, ilgili kamu kurumunun ya da mahkemenin yapacağı hukuki değerlendirmeye bağlıdır.
Bir işlem sonuçlandırıldıktan sonra bağlantılı diğer kayıtların da güncellenmesi gerekebilir. Örneğin çalışma izni sona eren yabancının ikamet durumu, boşanan yabancının aile ikamet izni veya vatandaşlık alan kişinin yabancı kimlik kaydı ayrıca incelenmelidir.
Sınır dışı kararının iptali, ikamet izni reddi, giriş yasağı, tahdit kodu, idari gözetim, vatandaşlık başvurusu, tanıma-tenfiz, aile, miras ve yabancı çalışan uyuşmazlıkları bu alanda değerlendirilebilir.
Hayır. Taşınmaz sahipliği yalnızca belirli kısa dönem ikamet başvurularında dayanak olabilir. Aile, öğrenci, insani ve diğer ikamet türlerinin farklı koşulları bulunur.
İkamet izni tek başına çalışma hakkı sağlamaz. Yabancının geçerli çalışma izni, çalışma izni muafiyeti veya özel mevzuattan doğan çalışma hakkı bulunmalıdır.
Sınır dışı kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde yetkili idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
Evet. İdari gözetim altındaki yabancının avukatına, yasal temsilcisine ve yakınlarına erişebilmesi gerekir.
Yasağın gerekçesine göre idari başvuru, iptal davası veya özel amaçlı vize seçenekleri değerlendirilebilir. Her giriş yasağı aynı yöntemle kaldırılmaz.
Yabancının vatandaşlığı, taşınmazın bulunduğu bölge ve kanuni sınırlamalar uygunsa taşınmaz edinilmesi mümkündür.
Kararın Türkiye’de nüfus kayıtlarına ve icra işlemlerine etki edebilmesi için kararın niteliğine göre tanıma veya tenfiz işlemi gerekebilir.
Hayır. Evlilik doğrudan vatandaşlık kazandırmaz. Kanuni evlilik süresi ve diğer şartlar tamamlandıktan sonra başvuru yapılabilir.
Birçok başvuru ve dava özel vekâletnameyle takip edilebilir. Ancak parmak izi, mülakat veya kişisel beyan gereken işlemlerde yabancının bizzat bulunması istenebilir.
Hukuki bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İkamet, çalışma, vatandaşlık, sınır dışı, uluslararası koruma ve yatırım işlemleri; yabancının vatandaşlığına, Türkiye’ye giriş şekline, mevcut statüsüne ve güncel mevzuata göre ayrı değerlendirilmelidir.